92406 kayıt bulundu.
1. isim , isim , isim , isim , Perhizkâr olma durumu
1. Alışmış olduğu perhizkârlığa rağmen bu gece şu ziyafet şerefine çok içmişti.
1. Alışmış olduğu perhizkârlığa rağmen bu gece şu ziyafet şerefine çok içmişti.
peribacası, peri hastalığı, peri masalı, peri masası, peri oyunu, peri piramidi, ilham perisi, iyilik perisi, superisi
1. isim , isim , isim , isim , Doğaüstü güçleri olduğuna inanılan, hayal ürünü varlık
1. Acaba böyle bir meraka uymak perilere karşı gelmek midir?
1. Acaba böyle bir meraka uymak perilere karşı gelmek midir?
2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Çok güzel, alımlı, becerikli kadın
Lisan : Farsça perī
1. isim , isim , tıp , tıp , isim , isim , tıp , tıp , Sara, isteri vb. hastalıklar, pericik
1. isim , isim , isim , isim , Kahramanlarını perilerin oluşturduğu bir masal türü
1. isim , isim , jeoloji , jeoloji , isim , isim , jeoloji , jeoloji , Dik taşların üstüne yerleşmiş, masa biçimindeki yassı kaya
1. isim , isim , tiyatro , tiyatro , isim , isim , tiyatro , tiyatro , Olağanüstü ögelere ve büyüye ağırlık veren bir tür sahne eseri
1. isim , isim , jeoloji , jeoloji , isim , isim , jeoloji , jeoloji , Bir taş yığını ile bunun altında kalmış topraktan oluşan, piramit biçiminde tümsek
1. isim , isim , jeoloji , jeoloji , isim , isim , jeoloji , jeoloji , Kolayca aşınabilen taş ve kayalardan oluşmuş, sivri kule veya piramit görünüşlü, kiminin tepesinde külah veya tepsiyi andıran bir kaya parçası bulunan yeryüzü biçimi
1. isim , isim , jeoloji , jeoloji , isim , isim , jeoloji , jeoloji , Olivin
Lisan : Fransızca péridot
1. isim , isim , jeoloji , jeoloji , isim , isim , jeoloji , jeoloji , Olivin ve piroksenden oluşmuş magma taşı
Lisan : Fransızca péridotite
1. isim , isim , anatomi , anatomi , isim , isim , anatomi , anatomi , Kalbin üzerini saran zar
Lisan : Fransızca péricarde
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Kötü ruhlar bulunduğuna inanılan, tekin olmayan (yer)
1. isim , isim , felsefe , felsefe , isim , isim , felsefe , felsefe , Aristotelesçilik
Lisan : Fransızca péripatétisme
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Dağınık, düzensiz, karmakarışık
1. Ne kadar toplasan perişandır / Toplanır saçlarım dağılmak için
1. Ne kadar toplasan perişandır / Toplanır saçlarım dağılmak için
2. Acınacak durumda olan, zavallı
1. Omuzlarındaki çamurlu tüfeklerin altında iki büklüm olmuş, yorgun ve perişan, ağır ağır yürüyorlardı.
1. Omuzlarındaki çamurlu tüfeklerin altında iki büklüm olmuş, yorgun ve perişan, ağır ağır yürüyorlardı.
Lisan : Farsça perīşān
Telaffuz : peri:şan
1. dağıtmak, düzenini bozmak
2. acınacak duruma getirmek
1. Sonra, fena ruhlu güzel yüzün de insanı perişan eden sihrini de inkâr etmeyeceğim.
1. Sonra, fena ruhlu güzel yüzün de insanı perişan eden sihrini de inkâr etmeyeceğim.
1. dağılmak, düzeni bozulmak
1. Bir sürü laf edildikten sonra facia başlayacak, tabii aile perişan olacak.
1. Bir sürü laf edildikten sonra facia başlayacak, tabii aile perişan olacak.
2. acınacak duruma gelmek
1. Vallahi meydan dayağı yesem bu kadar perişan olmazdım.
1. Vallahi meydan dayağı yesem bu kadar perişan olmazdım.
1. isim , isim , isim , isim , Perişan olma durumu
1. Lepiska saçlarına amiyane bir perişanlık gelmişti.
1. Lepiska saçlarına amiyane bir perişanlık gelmişti.
1. perişan duruma getirmek, perişan etmek
1. Kaç defa deve kafilelerinin bir at sesi yüzünden ortalığa perişanlık verdiğine rast geldim.
1. Kaç defa deve kafilelerinin bir at sesi yüzünden ortalığa perişanlık verdiğine rast geldim.